Kavak Yelleri – Yalancı Yarim – Sıla – Acı Hayat – Yalan Dünya Dizileri

Tv’deki Tüm Diziler & Google & Adsense

‘Yalancı Yarim’ Kategorisi için Arşiv

Yalancı , Yalancı Yarim , Barış Akarsu

Barış Akarsu Röp. / Kral Dergisi (25.04.07)

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

BARIŞ AKARSU

Sahnedeki basarısını beyazcamda aşan Barış Akarsu, “Begenilmek cok güzel. Ama ben günü birlik şöhret istemiyorum. Yıllar sonra da adımdan sözedilsin istiyorum” diyor.

Beğenilmek Öyle Güzel ki!

“Yalancı Yarim” dizisinin yakışıklı oyuncusu Barış Akarsu, diizdeki rol arkadaşları Merve Sevi, Cavit Çetin Güner ve Fulya Ceylan ile gecen hafta Fatih Üniversitesi’nde ‘Erozyonla Mücadele’ adlı panele katıldı. “Akademi Türkiye” yarışması ile özellikle genç kızların gönüllerinde taht kuran Barış Akarsu öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. “Popüler olmak çok güzel ama ben kalıcı olmak istiyorum. Bir parlayıp sönmek bana göre degil” dedi. Akarsu, panel boyunca birçok konuda özel açıklamalarda bulundu.

Alkışlarla Beslenmek

“Kalıcı ve güzel şeyler yapabilmek, tek amacım bu. İnsanların kumsalda benim şarkılarımı söylemelerini istiyorum. Çok büyük topluluklara konser vermek istiyorum. Konserlerimde insanlar böyle deli gibi bağırsın, zıplasın, eğlensin, deşarj olsun. Cünkü onların vermiş olduğu enerji bana geliyor ve ben o enerji ile kendimi tamamlıyorum. Hani alkışlarla besleniyorum derler ya. Bir sanatçı için bu çok doğru bir şey. Ben bunu yaşadım. Herkes tarafından beğenilmek istiyorum ve beğenilmek duygusu çok özel bir şey. Seni çok güzel motive ediyor. Doğru şeyler yaptığınız sürece doğru şeyler seni bulur.

Göze ve Kulağa

“Öncelikle müzisyenim. Dizi ekstra bir şey. Kendimi ilerde bir sineme filminde görmek istiyorum. İyileri koruyan, kötülere karşı dimdik ayakta duran bir kahramanı canlandırmak istiyorum. Bu yapımda da var… Gerçek sanatçı donanımında ses ve görüntü bütünlüğü çok önemli. Göze de kulağa da hitap etmek zorundasınız. Her zaman her şekilde bir tarzının ve duruşunun olması gerekiyor. Yalandan bir tarz değil, gerçekten kendini hissettiğin tarz önemli!..”

Muhafazakar Barış!

Ağustos sonunda üçüncü albümünü çıkarmaya hazırlanan Barış Akarsu, yüreğindeki sevgili portresini ise şöyle açıklıyor: “Orta boylu, akıllı, minyon tipli ama yeri geldiği zaman uçuk kaçık, yeri geldiği zaman oturaklı biri olmalı. Ancak bir ilişkim olursa bu kişi sanat dünyasından olmaz. Çünkü biraz daha farklı bir yapım var. Ben aile adamıyım. Aileyi seven bir yapım var. Öyle bir kişi ile birlikte olmak isterim. Belki böyle tiler sanat dünyasında da olabilir ama tercihim normal hayatta olan biri olabilir.

Merve Sevi ile Barış Akarsu sevilen dizide uyumlu bir birliktelik sergiliyorlar. İki sanatçı üniversiteli gençlerle birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | 16 Yorum »

Barış Akarsu Trendy Posteri (02.04.07)

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | 72 Yorum »

Barış Akarsu Röp. / Zaman Gazetesi – Gençlik (18.03.07)

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

Popstar Yarışmaları Dizilere Yaradı

Popstar türü yarışmalardan birinde birinciliği göğüsleyen Barış Akarsu, şimdilerde ekranın aranan yüzü oldu. Müzisyenlikten ekrana geçen Barış, yalnız da değil; aynı yarışmadan iki kişi de dizilerde oynuyor. Barış, bir gün tercih yapmak zorunda kalırsa müziği hiçbir şeye değişmeyeceğini söylüyor.‘Akademi Türkiye’ yeni ‘popstar’lar bulma hevesiyle yola çıkan ‘Popstar’ ve ‘Anadolu Ateşi:
Bu Toprakların Sesi’ gibi ses yarışmalarının bir benzeriydi. Birinci olana albüm çıkarma sözü ve uluslararası bir yarışmada Türkiye’yi temsil etme hakkı verilmişti. Vaatleri yerine getiremedi Akademi. ‘Türkiye’nin yeni popstar’ını da bulamadı belki; ama televizyon dünyasına üç ‘dizi star’ kazandırdı. Kimleri mi? Yabancı Damat dizinde Yunanlı zengin bir ailenin oğlu Niko’yu canlandıran Özgür Çevik, Arka Sokaklar’da baş komiserin kızını oynayan Pınar ve Yalancı Yarim adlı dizide banka sahibinin haylaz oğlu Tarık’ı canlandıran Barış Akarsu. Müzikal anlamda seslerini yeterince duyuramayan star adayları oyunculukta rüştlerini ispatlamakta kararlı görünüyor. Hatta Özgür’ün oyunculuğu müziğinin önüne geçti bile. Akademi Türkiye’nin birincisi Barış ise dizi oyunculuğunu sevmiş; ama “önceliğim müzik” diyor. Bu yüzden yarışma sonrası gelen dizi tekliflerini (Haziran Gecesi, Melekler Adası) kabul etmediğini söylüyor. Kendi çabalarıyla ilk albümü ‘Islak Islak’la rock müzik dünyasına adım atan Barış, geçtiğimiz yıl ikinci albümü ‘Düşmeden Bulutlar’da Koşmam Gerek’i çıkardı. Anadolu’da 200 halk konseri veren Barış Akarsu, geçen yaz sezonunda Yalancı Yarim dizisiyle ekrana gelmeye başladı. “Yarışmadan sonra iki yıl albüm yaparak sektörde tutunma savaşı verdim.” diyen şarkıcı, bu yüzden Özgür ve Pınar’ı kendine rakip olarak görmüyor: “Ben önceliğimin müzik olduğunu albüm yaparak ortaya koydum. Bu diziyi de müziğime destek olsun diye kabul ettim. Çünkü dizide şarkı da söyleyebiliyorum, gitar da çalabiliyorum.”

Yalancı Yarim’in başrol oyuncusu Barış Akarsu ile Akademi Türkiye yarışma programının öncesi, sonrasını ve hayallerini konuştuk.

Her insanın hayatında şansının döndüğü bir dönüm noktası vardır. Sizinki Akademi Türkiye’dir herhalde?

Kesinlikle öyle. Hayatımı Akademi’den önce Akademi’den sonra diye ikiye ayırıyorum.

Akademiden önceki Barış ne yapardı?

1979 Zonguldak doğumluyum. Annem Halk Eğitim Merkezi’nde dikiş öğretmenliği yapıyordu, aynı zamanda terzi. Babam ise marangoz. İlk, orta ve liseyi Amasra’da okudum. Çocukluğum ve gençliğim orada geçti. Yelken ve basketbolla ilgileniyordum. Liseyi bitirdikten sonra babama, ‘Ben Amasra’dan sıkıldım. Artık başka bir şehirde yaşamak, çalışıp kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum’ dedim. 18 yaşında Ankara’ya gittim çalışmak için. Sonra Antalya’da turistik mekanlarda garsonluk, animatörlük yaptım. Ama müzik hep hayatımda vardı. Klavye ve saz çalıyordum. Sonra gitarla tanıştım.

Akademi Türkiye’ye katılmaya nasıl karar verdiniz?

O dönem televizyonlarda Popstar tarzı yarışmalar yeni başlamıştı. Arkadaşlarım bunlara katılmam için epey baskı yaptı; ama ben istemedim. Onlara tekrar yarışma olursa başvurma sözü vermiştim. Televizyonda Akademi Türkiye’nin reklamları dönmeye başladı. Son bir hafta kala yarışmaya katılma kararı aldım ve internetten formu doldurup gönderdim.

Yarışma size neler kazandırdı?

Yarışmada para ödülü yoktu. Ancak müzikal anlamda da genel kültür anlamında da çok iyi eğitimler verildi. Dans, konuşma, İngilizce, şan, tiyatro… bunlardan birkaçı. Müzikal anlamda da çok büyük getirisi oldu kuşkusuz. Şu an sahnede bana art arda 10 şarkı söyle deseler hiç yorulmadan söylerim. Bunlar oradaki hocalarım sayesindedir.

Akademiden sonrası popüler bir hayat. Şöhret olmak hayatınızda neleri değiştirdi?

Ben yarışmaya ünlü olayım, herkes beni tanısın diye girmedim. Amacım müzik eğitimi almak ve zaten yaptığım işte daha iyi olmaktı. Popüler olmak değil kalıcı olmak derdindeyim. Yarışmadan sonra da hayatımda çok şey değişmedi. Sadece yaşadığım mekân değişti. Artık İstanbul’da yaşıyorum.

Bir röportajınızda yarışmada vaat edilen sözlerin yerine getirilmediğini söylemiştiniz. Öyle mi gerçekten?

Yarışmanın birincisine albüm yapılacaktı ve uluslararası bir yarışmada Türkiye’yi temsil etme hakkı verilecekti. Her ikisi de olmadı. Yarışma dünya çapında iptal edildi. Albüm hazırlayacak şirket yarışmadan çekildi. Dolayısıyla kaset işi de yarım kaldı. Kaseti kendi çabamızla çıkardık.

Akademi Türkiye bir müzik yarışmasıydı. Ama evden çıkan isimler müzikal başarılarıyla değil, oyunculuklarıyla ön planda. Özgür ‘Yabancı Damat’ta, Pınar, ‘Arka Sokaklar’da oynuyor. Siz de onlardan birisiniz…

Yarışmadan sonra pek çok diziden teklif aldım. Melekler Adası, Haziran Gecesi gibi… Ama hiçbirini kabul etmedim. Çünkü benim önceliğim müzik diye düşündüm. Eğer o rolleri kabul etseydim müzisyen kimliğim geride kalacaktı. Kaset çıkardım, Anadolu’da 200 konser verdim. 2 yıl aradan sonra Yalancı Yarim projesini kabul ettim. Bunu kabul etmemdeki en büyük etken de dizideki rolün müziğe uzak olmaması. Ben dizide de gitar çalıyorum, şarkımı söylüyorum.

Müzik tutmadı bari oyunculuğu deneyelim gayreti gibi geliyor. Yani hedeften sapıldı…

Bence hedeften sapma yok. Tam tersine hedefe giderken kullandığımız araç diziler. Akademi Türkiye de bir araçtı zaten. Ben öncelikle müzisyenim. Diziyi de müziğimi desteklesin diye kabul ettim. Çünkü şarkı söyleyebiliyorum…

Evdeki arkadaşlarınızla rekabet bu kez dizi sektöründe mi sürüyor?..

Ben kimseyle rakip olayım derdinde değilim. Rakip olarak kendimi görüyorum. Zaten bu işe başlarken önce albüm çıkarıp bu sektörde tutunabilme savaşı verdim. 5 kişiye de, 50 kişiye de 5 bin kişiye de konser verdim. O yüzden kendimi onlarla aynı kefeye koymuyorum, rakip olarak da görmüyorum. Herkes yapmak istediği işi yapıyor. Benim önceliğim her zaman söylediğim gibi müzik. Özgür ve Pınar da kendileri için doğru olan neyse onu yapsın. Ben her zaman destek veririm.

Müzik mi oyunculuk mu desem?

Ben sadece işimi en iyi şekilde yapmanın gayreti içindeyim. Dizide oyunculuğumu yapıyorum, sahnede de müzisyenim… Oyunculuk da zevkli ve bir o kadar da zor bir iş. Ama ikisi arasında bir seçim yapacak olsam kesinlikle müzik derim.

Yarışmaya katılmamış olsaydınız şu an ne yapıyor olurdunuz?

Yine müzikle uğraşıyor olurdum. Ama yanında ek iş yapmak zorunda kalırdım. Ege veya Akdeniz’de yaşayacaktım. Çünkü denizi ve sıcağı seviyorum.

Bir gün hayatından kameralar çıkabilir ve unutulabilirsin. O zaman ne yaparsınız?

Her şeye hazırlıklıyım. Bir anda elimdeki her şeyi kaybedebilirim, eski yaşantıma dönebilirim. O zaman da aç kalmam, taşı sıksam suyunu çıkarırım. Yarın bir gün beni sokakta limon satarken görürsen şaşırma. Çünkü işsiz kalırsam onu da yapabilirim. Yine mutluyumdur. Çünkü hayatı,insanları seviyorum. Hayatımda paradan daha önemli şeyler var: Sevgi ve inançlarım.

Cem Karaca ve Barış Manço’nun veliahtı olarak lanse edilmek hoşunuza gidiyor mu?

Onların müziklerini dinleyerek büyüdüm. Her ikisi de Türkiye’ye gelmiş en iyi müzisyenlerdir. Şarkılarını söylerken onlardan farklı okuyamazsın, benzerlikler mutlaka oluyor. Bu yüzden veliahtları olarak gösteriliyorum. Ama ben Barış Akarsu tarzı oluşturmak ve yoluma öyle devam etmek istiyorum. Yaşasalardı ikisi de bunu isterdi.

Gelecek adına planlarınız neler?

Bugünlerde üçüncü albümüm için çalışıyorum. Kaset çıktıktan sonra Anadolu’da konserler vermek istiyorum. Bir de çok iyi bir aile reisi olacağımı düşünüyorum. Evlilik de planlarım arasında var.

DİLEK HAYIRLI

Haberin orijinaline ulaşmak için tıklayınız

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | 8 Yorum »

Barış Akarsu Röp. / Hey Girl Dergisi (Mart 2007)

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

1) Bir ilişkide yaş farkı senin için ne kadar önemlidir?

- Hiç önemli değildir aşkın yaş limiti yoktur.

2) Kız arkadaşının saçları ne renk olmalı?

- Siyah, gizemli ve çekici.

3) Sevdiğin kız için özel bir gece planlıyorsan ne yaparsın?

- Onu kız kulesi, galata kulesi gibi özel bir mekana götürürüm.

4) Çocuklar…

- Bayılırım.

5) Kız arkadaşına doğum günü hediyesi bir kıyafet satın alacaksın. Nasıl bir kıyafet olurdu?

- Deri ceket siyah bir pantolon ve siyah spor ayakkabılar.

6) Aldatmak konusunda ne düşünüyorsun?

- Çok sevdiğim insana yapmam.

7) Görünüş senin için ne kadar önemli?

- İlk planda görünüş önemlidir, ama karakteri kötüyse güzelliği beş para etmez.

8- Din farklılığı senin için ne kadar önemlidir?

- İnancı olması güzel, bir şeye inanması yeterli, neye inandığı önemli değil.

9) Sevdiğin kızın kalbini kırdın. Gönlünü nasıl alırsın?

- Hemen hatamı kabul eder, özür dilerim.

10) Gözlükler…

- Seksi olabilir.

11) Uzun mesafeli ilişkiler…

- Denerim, ama devam edeceği konusunda söz veremem.

12) Bir aşkı ne öldürür?

- İhanet, zaman, yalan.

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | 1 Yorum »

Barış Akarsu Röp. / In Style Dergisi (Mart 2007)

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

YAŞ 27. ŞİMDİ NE YAPIYORSUNUZ? “Yalancı Yarim dizisi bütün hızıyla devam ediyor. Orada Tarık rolünde zengin bir ailenin çılgın oğlunu canlandırıyorum. Onun dışında asıl işim rock müzikle ilginiyorum.” PROJELER “Yazın çıkacak üçüncü albümün hazırlıklarına şimdiden başladım. Beyoğlu Gölge’de her cuma gecesi konserlerim devam edecek.” BEKAR HAYATI “On yıldır yalnız yaşıyorum. Ama hala bir düzenim yok. Düzensiz hayat düzenim oldu ya da. Gerçi bu benim yaşam tarzımla alakalı bir durum galiba. Örneğin sabahları hala kahvaltı etmeyi başaramadım. Biraz dağınığım da. Ama kendi aradığımı rahatlıkla bulabiliyorum.” EVDE ASLA “Elektronik eşyalarıma ve gitarıma ilk başkasının dokunması hiç hoşuma gitmez. En azından bir şey açılacaksa ona ilk ben el sürmeliyim gibi bir durum söz konusu.” ÇAT KAPI “Burası gece-gündüz yaşayan bir ev. Arkadaşlarım kafalarının estiği saatte uğrarlar. Bazen, ‘Keşke bir telefon açsanız’ demek istiyorum ama pek dinleyen olacağını sanmıyorum. Arkadaşlarıma aslında pek söz söylememeliyim. Dağınıklıklarını toplayıp giderler.” EVDEYKEN “Bende yaramaz bir çocuğun ruhu var galiba. Elektronik arabalara çok meraklıyım. Bazen oturup bunlarla oynarım. Ayrıca evde ağırlık çalışıyorum.” DÜZENE KARIŞILMASI “Aslında ben oldukça yufka yürekliyim. Evime gelenler evi rahatlıkla ele geçirebilirler. Ben de sesimi çıkarmam. Ama gittiklerinde her şeyi eski, yani benim düzensiz düzenime geri döner.” BALIK BENİM İŞİM “Güzel balık pişiririm. Amasralı’yım. Ailede herkes bu işten iyi anlar.”

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | » yorum bırak;

Merve Sevi Röp. / Vatan Gazetesi (28.04.07)

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

Eve giriş çıkış saatlerimi hâlâ annem belirliyor

Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü birinci sınıf öğrencisi olan Merve Sevi, Yalancı Yarim dizisinin çekimleri başladıktan sonra iş yoğunluğu nedeniyle okul kaydını dondurdu

Bir yaz dizisi olarak başlayan ve seyirci tarafından beğenilince devam eden dizi, Merve Sevi’nin başrol oynadığı ilk yapım. Ama daha 15 yaşındayken Pınar Altuğ, Dolunay Soysert, Betül Şahin ve Ebru Cündübeyoğlu’nun oynadığı yerli Sex&City olarak anılan Omuz Omuza’da Pınar Altuğ’un Burcu adındaki kardeşini canlandırdı. Daha sonra da Hayat Bilgisi dizisinde Özge karakterini… Ardından Emre Altuğ ile bir çikolata reklamında yer aldı. 2 sene yüzünü dinlendirdiğini söyleyen Merve Sevi yaz aylarında Yalancı Yarim dizisine başladı. Fanlarının adına site açtığı, işveli, cilveli ve dişi diye tanımladıkları Merve Sevi’yle Bebek Kahve’de buluştuk. Neşeli ve içten biri Merve Sevi… Ama bir özelliği var ki, insanın gazeteci olsaymış diyesi geliyor. Çünkü çok meraklı. Herkesi inceliyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Bu kadar meraklı bir konuğa önce soruları ben sordum. Röportaj sonundaysa bana sormadığı soru kalmadı.

15 yaşında tanındın. Erken gelen bir şöhret… Şöhreti nasıl tanımlıyorsun?
Türkiye’de şöhretin adı yakalanmak olmuş. Erkek arkadaşınla poz veriyorsun seni “yakalandı” diye yazıyorlar. Ünlülerimiz de böyle yansıtılmasını istiyor herhalde. Magazini seven bir insanım. Beni her yerde yazabilirler. Çünkü benim korkacak hiçbir şeyim yok. Şöhret benim için yolda yürürken, insanların beni gördüğünde tanıyıp selam vermeleri. Ama şöhret olmak için kendini rezil eden insanlara da selam veriyorlar. Ama onlarla konumumuz farklı. Ben kaliteli şöhretim. Çünkü bu kalite evde başlar ve yetiştirilme tarzına bağlıdır.

Sen nasıl bir evde büyüdün?
5 yıl önce annem babam ayrıldı. Annem, ben ve 12 yaşındaki erkek kardeşim birlikte yaşıyoruz. Disiplinli, otoriter ama çok şeker bir annem var. Arkadaşımdır ama anne olduğunu bana her zaman hissettirir. Hâlâ eve giriş çıkış saatlerimi annem belirler. Dışarıda kalacağımı söylediğim zaman problem yok… Çünkü benim annem ben gelmeden kapıyı kilitleyip yatmayan bir kadın. Annemin hayatta en önem verdiği şey eğitimdi. O nedenle üniversiteyi kazanamasaydım kesinlikle problem çıkardı. Anneme çok düşkünüm. Hayatı “Annem öyle dedi. Bunu yapamam” diyerek yaşıyorum. Çünkü o benim için en iyisini ister. Bunu çok iyi biliyorum.

Nasıl bir çocuktun?
“Aman canım kızım. Evimizin tek kızı” falan gibi yetişmedim. Ben erkek gibiydim. Okul çıkışlarına hiç sevgilim gelmezdi. Zaten sevgilim de yoktu. Lise yıllarında dikkat çeken bir kız değildim. Pantolonla okula giderdim. Çünkü rahattı. Etek giyinip onunla mı uğraşacağım.

Sen oyuncu musun yoksa adayı mı?
Tabii ki oyuncu adayıyım. Ben daha fakülteyi bitirmedim… Çok az deneyimim var. Bu işe yeni başlayanların ben oyuncuyum diye geçinmeleri komik duruyor zaten. Ben oyunculuk yapamaya çalışan bir insanım. Gayet disiplinli ve profesyonelce çalışıyorum. Yalancı Yarim’i kabul ettiğim için okulu dondurdum. Ama yüzüm Hayat Bilgisi’nden sonra 1-2 yıl dinlendi. Sonra Yalancı Yarim bir ihtiyaç gibiydi, olmalıydı.

Oyunculukta hedefin ne?
Oyunculuktan başka bir iş yapmak istemiyorum. Eğer okulumu bitirip yüksek lisans yaparsam 40’lı yaşlarımda okulda eğitimci olabilirim. Ama kamera önünde olmak benim için çok büyük bir zevk. Bana verilen karakteri benmişim gibi oynuyorum. O yüzden insanlar bana yolda “Naz” diye sesleniyorlar. Gerçek adımı bile bilmiyorlar ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Çünkü onlar dizideki karakterle ilgileniyorlar.

Üç dizide de aslında şımarık kızları canlandırdın. Hep kendini tekrar etmiyor musun?
Omuz Omuza’da punk tarzında rasta saçları olan bir kızı oynuyordum. Hayat Bilgisi’nde bir öğrenciyi canlandırdım. Tabii yaşım ortada 2 çocuk annesi bir kadını oynayamam ki. Yalancı Yarim ilk başrolüm. Bundan sonra çok iyi bir yan rol oynayabilirim. 20 yaşında, okulunu tamamlamamış bir kız olarak kaybedecek hiçbir şeyim, kazanacak çok şeyim var.

Oyunculukta idolüm dediğim biri var mı?
Kimseye benzemek istemiyorum. “Keşke şu kişi gibi oyuncu olsam” gibi cümleler benim hayata bakış açıma uymuyor. Ama hayranlık duyduğum bir sanatçı var. Kendimi onun en büyük hayranı olarak tanımlıyorum. Tabii ki sinemanın sultanı Türkan Şoray’dan bahsediyorum. Oyunculuğu, gözleriyle ve duygusuyla bir bütün o. n Set dışında neler yapıyorsun?
Hemen eşofmanlarımı giyip evime gider dinlenirim. Erken bir saatse Nişantaşı’na gidip arkadaşlarımla kahve içerim. Benim çok sakin, bir genç kızın yaşadığı bir hayatım var. Ünlü olunca bir şey değişmedi. Zaten bir arkadaşım vardı. Hâlâ o var.

Peki neden o kadar az arkadaşın var?
Ceyda diye çok yakın bir dostum var. Arkadaştan öte artık kardeşim gibi. Onunla, erkek arkadaşımla ve ailemle vakit geçiriyorum. Çok fazla arkadaşım yok. Bu benim tercihim değil. Aldığım reaksiyon karşısında yaptığım bir temizleme operasyonu.

Nasıl temizlik bu?
Ben hiç fazlalık tutmam yanımda. Yeni tanışmalara çok açığımdır aslında. Ama insanların bana nasıl geldiği benim için çok önemli. Kimse bana Merve olduğum için ilgi alaka göstermiyor. Böyle bir durum var. Önce tanışıyoruz ve hoş vakit geçiriyoruz. Üzerinden 2 hafta geçtikten sonra benimle sürekli vakit geçirmek istiyorlar. İyi de benim onlara ayıracak vaktim yok ki. Kız erkek fark etmiyor. Hepsi aynı. O nedenle az ama öz bir arkadaşım var.

Setteki insanlarla nasıl anlaşıyorsun?
Set yorucu, eğlenceli, sempatik, güzel vakit geçirdiğimiz bir lunapark gibi. Sorun yaşanıyormuş gibi görünür ama kimseyle sorun yaşamam. İşimi yaparken insanlara sunacağımız işin kalitesine bakarım. Bu benim kariyerim ve benim için çok önemli.

Rol arkadaşın Barış Akarsu bir röportajında “Çatır çatır para kazanıyorum” demiş. Ya sen?
Ben de çatır çatır para kazanıyorum.

Sarışın ve küpeli erkekleri beğeniyorum
Hayranlarının büyük çoğunluğunun erkeklerin oluşturduğu Merve Sevi pek de dikkat çeken bir güzelliği olmadığını söylüyor. Erkeksi göründüğünü düşünen ve genelde eşofmanları ile dolaştığını anlatan Merve Sevi erkek arkadaşının da ünlü biri olmadığını belirtiyor. Birlikte olduğu erkeğin tipinin kendisi için önemli olduğunu ifade eden genç oyuncu, “Yanımda taşıyamayacağım bir insanla birlikte olmam. Sarışın, yeşil gözlü erkekler bana daha hoş geliyor. Ama benim şu ana kadar hayatımdaki kişiler çoğunlukla esmer oldu. Küpeli erkeklerden hoşlanırım. Dış görünüşüm benim için çok önemli ama sadece bununla yaşamıyorum. Her şeyi duygularımla dolduruyorum. Benim için arkadaşlık da, dostluk da, aşk da bakıştan ibaret. Bana ”Çok güzel bir kadınsın diyen erkek asla çekici gelmez. Kaçan kovalanır derler ama kaçarsa hiç kovalayamam. Çok yoğunum çünkü. Şu anda bir sevgilim var. Oyuncu değil ve asla gizlemiyorum. Zaten benimle ilişkisini saklayacak adamla birlikte olmam. Bu temel kuralımdır.”

28.04.2007
Haber: Oya Doğan

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | 3 Yorum »

Merve Sevi Röp. / Bugün Gazetesi (18.02.2007)

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

Tacizci adamı dövdüm

‘Yalancı Yarim’ dizisi’nde Naz Özkul karakteriyle iyi bir çıkış yakalayan Merve Sevi, her konuda konuştu.

Yalancı Yarim” dizisinde oynayan Merve Sevi, oyunculuktan kadın yıldızlara, dergilere cüretkar poz vermekten yaşadığı bir tacize kadar her konuda konuştu.

Oyuncu olmayı çok küçük yaşlarda mı kararlaştırmıştınız? 14 yaşındaydım bu işi kafama koyduğumda. 16 yaşından beri de yapıyorum zaten.

Lise yıllarında okulda popüler bir kız mıydınız? Ben güzel değildim lisede. Okula hep pantolonla gittim. Okul çıkışında bekleyen yakışıklı çocuklara hiç bakmadım. Okulun popüler kızı değildim açıkçası…

Peşinizden koşan erkekler yok muydu? Öyle her erkek benim peşimden koşamaz. Hoşlanmadığım zaman o kişinin yüzüne bile bakmam. Peşimden koşamaz ki, hemen avukatımı ararım, “Ne gerekirse onu yapın” derim. Karşıma sapıklık yapacak, taciz edecek adam çıkmamıştır.

Bir erkek dergisi, para karşılığı sizden cüretkar pozlar vermenizi istese ne yaparsınız? Üç yıl sonra bu tarz pozlar verebilirim ama para karşılığı olur. Mayo, bikini, şort veya büstiyer giyebilirim yani…

Bir dergiye cüretkar pozlar vermek size ne kazandırır? Geçen sene annemle Bodrum’da bir beach’te güneşleniyoruz, adam bana bir bakıyor, sanırsınız ki gözleriyle sevişiyor, bu sapıklık değil de nedir? Resmim çıksa ne olur ki? Nişantaşı’nda iki yıl önce, kardeşimle bir yere gidecektim, tacize uğradım. Bir baktım popomda başka birinin eli. Adamı dövdüm. Böyleleri var bu ülkede. Eli ayağı düzgün her kadın yaşıyor bunları… Dergilere çıplak poz vermek bu yüzden bana ne kadar zarar verebilir ki?

Barış Akarsu’yla oynadığın dizi, yapılan bir ankette yılın en iyi dizisi seçildi, sizi diğerlerinden ayıran şey nedir? Barış da ben de, kamera karşısında gerçek aşığa dönüşüyoruz. İyi oynuyoruz.

Rakiplerinizi nasıl buluyorsunuz, bir Sinem Kobal, Yasemin Ergene ya da Beren Saat yeterince gelecek vaat ediyorlar mı? Kendisi gibi olamıyor hiçbiri. Sinem’i beğenmiyorum. Eksik tarafı çok var. Sarışın olması bir kere eksi. Oyununu hiç anlamıyorum, izlerken kafam karışıyor. Beren Saat de öyle ahım şahım bir iş çıkarmıyor. Kamera karşısında harikalar yaratan bir genç değil yani. Yasemin Ergene’yi tanımıyorum ama izliyordum “Aşk Oyunu”nu. Keremcem daha dolu geliyordu bana. Yasemin mimik yapmayı hiç bilmiyor.

Peki beğendiğiniz bir kadın oyuncu var mı? Bergüzar çok iyi… Oyunculuğunu çok beğendim. Kameraya yakışmış. Özellikle gözleri çok güzel.

Rol arkadaşınız Barış sizce nasıl bir oyuncu? Çok başarılı, yakışıklı. Fakat ben sarışınlardan hoşlanıyorum. Çok iyi dostuz. Benim her şeyimi bilir. Mesela 3 haftadır aşığım. Hayatımda biri var, onu tanıyor. Kızlar, Barış’ı benden çok kıskanıyorlar. Biz Barış’la aşık değiliz, oynuyoruz, bunu bilsinler.

Şebnem Özuzcan-Bugün Gazetesi

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | 1 Yorum »

Merve Sevi Röportajı (Vatan Gazetesi) 18.01.07

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

’Okuldan birine aşık oldum, söyleyemiyorum’

‘Yalancı Yarim’ dizisinde Tarık’ı inim inim inleten zengin kızı Naz rolünde izlediğimiz genç oyuncu Merve Sevi: “Aşk, kişiden kişiye göre değişir. Herkes aşkı farklı yaşar. Mesela şu aralar bir çocuğa aşığım, okuldan… Ama ona söyleyemiyorum. Ben onu sevgilim sanıyorum, 2 gün aramayınca deli oluyorum. İşin içinden çıkamadım…”

* ’Naz’ı biraz anlatır mısınız?
İnsanların bildiği Naz, zengin evin şımarık kızı. Ama aslında öyle değil, o kadar derin bir kız ki, dokunsan ağlayacak kadar duygusal, yalnız… Birçok şeyi aynı anda yaşayabilen bir karakter, onu kontrol etmekte çok zorlanıyorum bazen. Senaryoyu ilk okuduğum zaman nasıl oynarım diye düşündüm. Çünkü insanlara verilen ilk izlenim benim için çok önemli. Sonradan karakteri değiştiremezsin. Şimdi düşünün kim şoförüne aşık olunca bunu kabul edebilir ki? Öyle bir kız kabul edemez. Merve Sevi de kabul edemez.

* Zengin bir kız şoförüne aşık olamaz mı yani?
Değil canım değil… Türkiye’de böyle bir şey asla ama asla mümkün değil.

* Aşk bir anlık bir duygudur ama…
Kişiden kişiye göre değişir. Ben mesela çok aşık oluyorum normal hayatta ama kimse bana bakmıyor. Yanıma bile gelmek istemiyor. Mesela şu aralar bir çocuğa aşığım, ben onu sevgilim sanıyorum. O da bir sevgilinin yapabileceği reaksiyonları gösteriyor, ama 2 gün aramayınca ben sinirleniyorum. Bu kadar yoğunluğumun içinde insanın duygusal bir şeyler hissederek biriyle vakit geçirmek istemesi kadar doğal bir şey yok. Ben gerçekten hissediyorum ama herkes çok içten yaklaşmıyor. Herkes nasıl zarar veririm diye düşünüyor.

* Aşık olduğunuz kişi bu camiadan mı?
Değil. Tanımıyorsunuz. Okuldan.

* Peki Naz’ın size benzeyen yönleriniz var mı?
Yani böyle bir aşkı kabul edemememin dışında kesinlikle benzerliğimiz yok. Ama Naz asla ben değilim, ben öyle şeyler yapmam. Mümkün değil onun gibi giyinip bir yere gitmem. Ben hayatta gece makyaj yapıp dışarı çıkmam. Ben normal hayatta dış görünüşümden saçıma kadar, böyle gezemem, daralırım. Makyaj yaptırmam, ayda bir kere cilt bakımına giderim, benim için önemli olan bakımdır, temizliktir her şeyden önce.

* Bundan önce ‘Omuz Omuza’da Pınar Altuğ’un kız kardeşini oynadınız. Ardından ortadan kayboldunuz. Neden?
‘Omuz Omuza’dan sonra ‘Hayat Bilgisi’ oldu. 16 bölüm oynadım. Sonra bir yıl ara verdim, okula gittim, hiçbir yerde oynamadım.

* Hangi okula gittiniz?
Yeditepe Üniversitesi tiyatro bölümü ama şimdi dondurdum. Bu yoğunlukta okula gitmem mümkün değil. Gitsem bile devamsızlıktan kalırım, kalmaktansa başından dondurdum. Dizi bittikten sonra devam edeceğim.

BİRİYLE BASILIYORSAN ŞÖHRETSİN BU ÜLKEDE
* Burcunuz ne?
Aslan. 1987 doğumluyum. Kaç gösteriyorum? 25 mi? Kıyafetten, saçtan makyajdan çok fark ediyor.

* Bülent Kayabaş, Nilgün Belgün gibi ustalarla oynuyorsunuz. Onlarla çalışmak nasıl?
Çok büyük bir şans benim için. Ben çok korktum başta. Daha 19 yaşındayım ve başrol oynuyorum, bu benim için bir avantaj. Bülent Abi ve Nilgün Abla çok şeker insanlar. Birçok şey öğreniyorum onlardan. Onları gözlemlemek bile bana yetiyor.

* ’Yalancı Yarim’in bu kadar sevilmesini neye bağlıyorsunuz?
İyi bir oyuncu kadrosu, iyi senaryo, iyi yönetmen, her şey çok iyi… Çaycısından yönetmenine kadar, en küçük oyuncusu dahil, herkes iyi. Ayrıca Barış bir ses sanatçısı, doğal olarak hayranları var. Bir yerde şöyle yazmışlar: Barış Akarsu’nun hayranları Merve Sevi’den daha fazla. 28 yaşında çok da yakışıklı bir erkek. Kızlar ona aşık olmasın da bana mı olsun? Benim hayranlarım tabii ondan daha az.

* Yalancı yariniz oldu mu hiç?
Bende çok yar oldu, hangisi yalancı bilemiyorum. Bu kadar koşturmaca içinde takip edemiyorum. Benim ego tatminlerim de yok. Çok kıskanç değilim, nerdeymiş, kimleymiş, demiyorum. Ararsa konuşuyoruz, yalan mı söylüyor pek bilmiyorum.

* Psikoloğa gittiğiniz doğru mu?
Evet geçenlerde şöhret bunalımını atlatmak için psikoloğa gidiyor yazılmış benim için… Bana göre herkesin psikoloğu olmalı. Profesyonel bir ağızdan aldığınız mantıklı bir cevap, sizin daha da ilerlemenize yol açacaktır. Amerika’da herkesin psikoloğu ve avukatı vardır. Türkiye’de sadece ‘delinin psikoloğu olur’ diyorlar. Benim normal, düzgün bir hayatım yok, bu yüzden psikolojik durumum da doğal olarak yolunda gitmiyor. Hep psikoloğuma soruyorum, sizce ne yapmalıyım diye… Türkiye’deki şöhret anlamı da çok farklı zaten, bir yerde biriyle öpüşüyorsan, basılıyorsan şöhretsin.

* İnsanların oyuncuları rolleriyle özdeşleştirmeleri doğru mu?
Yanlış ama Türk insanı bunu yapıyor. Pınar Altuğ’u çok severim. Bana ciddi ablalık yapmıştır. İstediğiyle birlikte olabilir. O bir dizidir, diğeri gerçek hayattır. Onları birbirinden ayırt etmek lazım. Pınar yazıldığı gibi bir kadın değil. Okuyunca hafifmeşrep biri gibi görünüyor ama öyle değil. İşini çok iyi yapan, disiplinli biri.

* Yeni projeleriniz var mı?
Şu anda yok. Ama reklam çekmeyi çok özledim. Emre Altuğ ile Ritmix reklamında oynamıştım. O benim dönüm noktam oldu. Bir reklamda oynamayı düşünüyorum.

* Siz güzel bir kızsınız, Barış Akarsu da yakışıklı bir erkek, dedikodu çıkmıyor mu?
Hiç olmadı. Zaten Barış’ın tipi, onun sevgilisi olabilecek bir kadın değilim. O da benim sevgilim olabilecek biri değil. Çok yakışıklı biri ama kişisel düşüncem bu. Ben sarışın erkek seviyorum. Benimkiler renkli gözlü olacak, uzun boylu olacak, tokası, küpesi kesinlikle olmayacak.

Bu akşam neler olacak?
Tarık kafayı Mert’e taktı
Naz’ın merakla beklediği Pınar’ın abisi Mert, bir geliyor, pir geliyor. Gelir gelmez herkesi kendine hayran bırakıyor. Tarık, Naz’ın Mert’e olan yakınlığından haliyle rahatsız oluyor. Zamana ve kişilere göre arkadaş ve patron-şoför olan Tarık ile Naz, bu bölümde ise abi-kardeş olarak Pınar ve Mert’in karşısına çıkıyorlar. Gittikleri restoranda olay çıkaran Hulusi, Vahi ve Teoman gece karakola götürülüyor. Hulusi’nin imdadına yetişen yine Sadri ve Belgin oluyor. Ayşe’nin ameliyat masraflarını ödeyen kişinin Belgin olduğunu öğrenen Hacer buzları eritmeye çalışıyor.

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | 6 Yorum »

İyi Bir Dizide Oynamakla Oyuncu Olunmuyor (Seda Magazin) Ocak 2007

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

´Yalancı Yarim´ de evin şımarık kızı Naz´ı oynayan Merve Sevi, 19 yaşında ve tiyatro öğrencisi. Oyunculuğa 16 yaşında başlayan ve 3. dizisini çeken Sevi, henüz kendisini tam bir oyuncu olarak görmediğini, sadece oyunculuk yaptığını söylüyor…

İşte o röportaj:

- Dizide evin şımarık kızı Naz´ı oynuyorsunuz. Naz´ın size benzer yönleri var mı?
- Asla benzemiyor. Naz´ı yaratırken çok zorlandım. Kız kendi içinde dramatik bir kız. Yani dokunsanız ağlayabilir. Zengin bir ailenin kızı olduğu için ona göre davranmak bir vitrini olmak zorunda. Şoförüne aşık olabilmesi imkansız ama bu başına geliyor.

- Giyimine özen gösterir misin?
- Çok rahat giyinirim. Okula bir kere pijamayla gittim.

- Rol arkadaşınız Barış Akarsu ile başlangıçta uyum sağlamakta zorluk çektiniz mi?
- Hayır, bir zorluğumuz olmadı. Hepimiz iyi bir şeyler yapmak için uğraştık.

- Onun da ilk oyunculuk denemesiydi ve müzik çalışmaları yapıyordu.
- Çok iyi bir müzisyen. Barış´ın şarkı söylemesine bayılıyorum. Dizide şarkı söylemesi, Naz´la Tarık´ın aşkını kuvvetlendiren çok önemli bir faktör. Adam sürekli şarkı söylüyor…

- Arada Naz´dan şarkı isteği de oluyor.
- Belli zamandan sonra bu isteği dönüşmeye başladı. Barış, çok iyi, çok temiz kalpli bir insan. Çok da iyi anlaşıyoruz. İşimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Okulu bitirmeden kendimi oyuncu olarak görmüyorum. Daha öğneceğim çok şey var. İyi bir kanalda, bir dizide başrol oynuyor olmak “Ben oldum demeyi gerektirmez”.

- Dizide bir öpüşme sahneniz vardı. O sahne çekilirken neler yaşadınız, zorlandınız mı?
- Profesyonel insanlar olarak asla zorlanmadık. Çektik ve bitti. Bunu biz zaten biliyorduk. Ama bunun bir rüya olduğunu çekim sırasında öğrendik. Ama gerçekte olması azıcık zaman alır. Buna inanmak çok önemli. Biz bir aşk dizisi çekiyoruz. Senaryo gerektiriyorsa tabi ki öpüşülür.

Kaynak: Seda Magazin

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | 1 Yorum »

Barış Akarsu ile İlgili Basında Çıkan Haberler

Yazan: googledizi Temmuz 14, 2007

Barış için umutlar tükenmedi
Prof. İdrisoğlu: Barış Akarsu’nun genç olması her şeyi değiştirebilir.
03 Temmuz 2007 Salı 14:05

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla İdrisoğlu, Muğla’nın Bodrum ilçesinde geçirdiği trafik kazasında yaralanan sanatçı Barış Akarsu’nun sağlık durumuyla ilgili, “Hastanın genç olması her şeyi değiştirebilir” dedi.

Akarsu’nun yoğun bakımda tedavi gördüğü Özel Bodrum Hastanesi’ne gelen Prof. Dr. İdrisoğlu, sanatçının sağlık durumuyla ilgili doktorlarından bilgi aldı.
Prof. Dr. İdrisoğlu, hastaneden ayrılırken yaptığı açıklamada, Akarsu’nun sağlık durumunda bir değişiklik göremediğini kaydetti.
Prof. Dr. İdrisoğlu, şöyle dedi:

“Hasta, ventilatöre bağlı olarak uyutuluyor. Uyuyan bir insandaki genel tablo. Ama ciddi bir travma geçirmiş. Bu durumun çok benzer örnekleri var, ama beklemek dışında başka bir şey söyleyemeyeceğim. Hastanın genç olması her şeyi değiştirebilir ya da… Burada sadece beyni düşünmemek lazım, tüm vücudu düşünmek lazım. Beyin iyiye gidebilir, ama başka bir organ bize problem çıkarabilir. Onun için bütün vücudu kontrol altına almak önemli. Yoğun bakım ünitesindeki doktor arkadaşlar bu konuyla ilgileniyorlar.” Bir gazetecinin hastaneye gelmesini kimin istediği sorusuna Prof. Dr.
İdrisoğlu, “Ailenin isteği üzerine geldim” yanıtını verdi.

Özel Bodrum Hastanesi yetkilisi Opr. Dr. Abdullah Servet de Akarsu’nun başka bir hastaneye sevk edilmesine gerek olmadığını, gerekli tedaviyi yaptıklarını anlattı.

Servet, “Destek tedavisine devam ediyoruz. Buna rağmen organlarda belirli aksaklıklar var. Onun için iyileşme yok. Bu, daha da kötüleşme biçimine dönüşebilir” dedi.

Barış Akarsu’nun annesi Hatice Akarsu’nun sağlık durumuyla ilgili bir soruya ise Opr. Dr. Servet, “Kontrolümüz altında. Korkulacak bir şey yok” yanıtını verdi.

Yazı kategorisi: Yalancı Yarim | 10 Yorum »